Köyümüzde 3 ayri mahalle bulunmaktadir. Bu mahalleler Hoca Mahalle (Hocagil, Halilagagil ve, Bozagagil), Cönger Mahalle (Hasanagagil ve Bulutlar), Karsi Mahalle (Herleciler ve Hacigiller ve Hacı Eyüpler) Gümüshane ilinin 19.Yüzyil sonlarinda tüm resmi dairelerinin agaç ihtiyaçlarinin Gökdere II Köyü ormanindan karsilandigi resmi evraklardan anlasilmaktadir. Köyümüzün okuma yazma orani açisindan Gümüshane'nin en yüksek köylerinden biridir. Akraba ve hemsehri bagliligi, saygi, sevgi, hosgörü, aile bütünlügü ve alçak gönüllülügü ile Gümüshane Yli içerisinde herkesin taktir ettigi tüm köylülerimizi saygiyla selamliyoruz...
Gümüshane ,Karadeniz Bölgesi'nin Dogu Karadeniz bölümü sinirlari içerisinde yer almaktadir. Gümüshane 38 derece 45' -40 derece 12' dogu boylamlari ile 39 derece 45' - 40 derece 50' kuzey enlemleri arasinda olup,dogusunda Bayburt,Kuzeyinde Trabzon,batisinda Giresun, güneyinde Erzincan bulunmaktadir. GökdereII Köyünün kuzeyinde Kale, Güneyinde Köse ilçesi, dogusunda Beyçam ve batisinda ise Kazantas köyü bulunmaktadir. Gümüshane ili gibi Gökdere II Köyü'nün araziside çok engebellidir. Yüz ölçümünün büyük bölümü ormanlarla kapli daglar ve yaylalarla çok az kismi ise tarima elverisli alanlarla doludur. Gökdere II Köyü'nde Çevrenin en büyük daglarindan biri olan Büyük Burun (eski ismiyle Horlar Dagi), Kocamantas, Anasirati gibi daglar bulunmaktadir. Gökdere II Köyünün iklimi Gömüshane iklimiyle benzerlik göstermektedir. Bu iklim ise Dogu Karadeniz iklimi ile kara iklimi arasinda bir geçis hususiyeti gösterir. Yagislar kisin ve ilkbaharda daha çoktur. Senelik yagis miktari 435 mm.'dir
GÖRÜCÜ GiTME : Evlenme, köylerde bilhassa görücü usulü ile olur. Oglanin anasi babasi gelin adayini tanir. Gelin adayi tanindiktan sonra kizin aile yasantisi titizlikle arastirilir. kizin becerikliligini anlamak için hali üzerinde bulasik yikattirilir, etrafi kirletmeden bulasik yikanirsa adayin becerikli oldugu anlasilirdi. Örgü ören bir hanim, yumagini koltuk ve kanepe altina bilinçli olarak gönderir, yumak geriye toz almadan gelirse evin temizligi hakkinda bilgi edinilirdi. Geleneklere göre evinde kizi olan aileler herzaman derli toplu olmak mecburiyetindedir. Çünkü her an kapisi çalinabilir. Görücüler gelme nedenleri bilinsin bilinmesin geleneklerimiz geregi güleryüzle karsilanirlar. Uzaktan gelenlere çesitli ikramlar yapilir. Görücülerin basi gelis nedenlerini bilmeyen aileye çesitli espirilerle gelis nedenlerini anlatir. Sohbet esnasinda evin tertip düzeni gözden geçirilir. Bu arada kizin ve ailenin agzi yoklanir. Gelen görücülerden kizin haberi varsa giyinip süslenir, görücülerin karsisina çikar. Bu davranis görücüler için müspet bir cevaptir.
DÜNÜRCÜ GiTME : Begendikleri kizi ogullarina almak isteyen aile birkaç yakinini alarak kiz evine gider. Buna dünürcü gitme denir. Uzak yerlerden gelenlere töreler icabi yemekler ikram edilir. Öncelikle büyüklere danismak usuldendir. Amaç onlarin da gönlünü almaktir. Karar yinede anne babanindir. Kahveleri getiren gelin adayi, dünürcüler kahveyi içinceye kadar elleri önden bagli durur. Basi öne egik dünürcüleri dinler. Dünürcüler sezdirmeden kizin tavir, davranis ve fiziki yapisini incelerler (ancak kiz tarafi verme taraftari degilse kahveler sekersiz, aci olarak verilir) Bu "Hayir" anlamindadir. Kizin babasinin olumlu cevabindan sonra nüfus cüzdani oglanin babasina teslim edilir. Oglanin babasi da nüfus cüzdanina karsilik bir miktar parayi tepsi içinde nüfus kagidini getiren kisiye bahsis olarak birakir. Artik kiz verilmistir. Yöremizde baslik parasi yaygin degildir
DÜGÜN TÖRENi : Oglan ve kiz evinde hazirliklar yapilir. Kiz evinde birkaç gün önceden baslanarak hazirlanan çeyizler yikanip ütülenerek sandiklara yerlestirilir. Hayirli olsuna gelenler yiyecek ve çesitli esyalar hediye olarak getirirler. Dügünden bir gün önce gelinin giysileri damat evinden, damatin giysileri gelin evinden çesitli bahsisler verilerek alinir. Eglence baslarken oglan tarafindan yengeler gelir. Gelin davetlilerle birlikte eglenceye katilir. Bazi yörelerde yengelerle birlikte kina gecesi "TiLKi" lakapli bir görevli gelir. Tilki yengelerle birlikte taninmadan eve girerse kendini kurtarir. Sayet taninirsa kiz evinin erkekleri tarafindan cezalandirilir. Örnegin para cezasi verilir, suya atilir veya çesitli taklitler yaptirilir.
KINA YAKMA : Gecenin geç saatlerine kadar devam eden eglence sonunda kina yakma törenine geçilir. Erkek tarafindan getirilen kina dualarla yogrulur. Yogurma isi manilerle devam eder; Kinayi getir anne Parmagin batir anne Bu gece misafirem Koynunda yatir anne "Yüksek yüksek tepelere ev kurmasinlar" gibi türkülerle gelin aglatma olayina gidilir. Kina ilk önce gelinin eline yakilir. Ertesi gün gelinin baba evinden ayrilma günüdür. Dügün sahipleri erkenden kalkarlar. Gelin adayi hazirlanir, esyalar derlenip toplanir. Erkek tarafindan gelecek misafirler için ikramlar hazirlanir. Erkek tarafi davul zurna esliginde dügün alayiyla birlikte kiz evine hareket eder. Kiz evinden dünürcülere yemek ve kahve ikram edilir. Kiz evden alinirken rizikli ve cömert olsun diye gelinin basinda bir bütün ekmek parçalanir ve hayir dualarla birlikte misafirlere dagitilir. Açik göz yengelerden biri kiz evinden bazi esyalar alir. Bu aldiklarini daha sonra geline hediye eder. Sira gelin adayina ait esyalarin baba evinden tasinmasina gelir.
KÖYÜMÜZDE YILBAŞI KUTLAMALARI
Allah rahmet eylesin anşa abam sağ iken yaşanmış bir olaydan bilgi olarak aktarıyorum.Nevruz kutlamalarının ayyuka çıktığı kürtçü hareketlerin hız aldığı yollarda lastiklerin yakıldı dönemdi.1994 yılıydı hatırladığım kadarıyla.Anşa abamın bizde olduğu zaman dilimlerinden bir tanesiydi ve tarih 21mart nevruz kutlamaları yapılıyordu.Burası esenyurt ki kutlamaların en yoğun yapıldığı yerlerden birisiydi.Akşam eve geldiğimde acaba bizim köyde yılbaşı eskiden nasıl kutlanır neler yapılırdı diye bir soru takıldı aklıma ve bunu en iyi bilecek kişilerden birisinin de anşabam olacağını bildiğimden hemen sordum,dedim ki anşaaba siz köydeyken yılbaşında neler yapardınız? Ne zaman kutlardınız?Aldığım cevap yılbaşının eskiden köyümüzde coşkun şekilde ve 21 mart ta kutlandığı oldu yani nevruz gününde ve devam etti:
Daha güneş doğmadan kalkılır kapılar pencereler açılır,sonra evin uzağından dağların eteklerinden bir çalı dalı (bu genelde kuşburnu tercih sebebidir) alınır güneş doğmadan bu çalı dalıyla evin penceresi kapısı bacası sürtülür sıvazlanır. Bunu neden yaptığını sorduğumda ise:
---Kapı ve pencerelerin meleklerin eve girmesi için açıldığını kapı ve pencerelerin çalıyla sıvazlanmasının ise nedeninin al karısının cazu kadınının ve kötülüklerin eve sene boyunca girmemesi için olduğunu söyledi ve anlatmaya devam etti:
---Sonra ise dama gidilir damdan bir kuzu yoksa koyun eve getirirlir ve evin içerisinde yedi tur dolaştırılır.Bunun sebebinin ise koyunun melaike olduğunu ve eve bereket getireceğini yıl boyunca bu bereketin devam edeceğini söyledi ve devam etti.
----O gün eve ilk gelen kişi o evin bereketidir.O sene o ilk gelenin bereketine göre şekillenir.Eğer ilk gelen bayansa damda yeni doğan hayvanlar dişi olur,eğer erkekse erkek olur,,eğer gelen kişi uğursuzsa hayvanlar çok hastalık geçirir yada ölür uğurluysa hayvanlar bol süt verir rahat doğum yapar.Sabah kahvaltısına golot pişirilir ve içine bozuk para konur. Yumurta tokuşturulur diye bana anlattı Allah mekanını cennet kılsın inşallah. Unutmayalımki bizi biz yapan geçmişimizdir örf ve ananelerimizdir. SEDAT ŞAHİN
ATATÜRK SEVGİSİ
Allah rahmet eylesin selvinaz abam henüz sağ iken yaşanmış bir olaydır.Selvinaz abam ihram giyerdi e ihramın özelliği sadece ellerin ve gözlerin gözükmesidir.Bazı dönemlerde bize gelir kalırdı bu yanşamış olayda bu zaman diliminde gerçekleşmiştir.
Tarih 10 kasım Atatürkün ölüm yıldönümü ve hararetli şekilde Atatürk ün tartışıldığı dönemlerden bir tanesi kendisini dindar sayan bazı kesimlerin pervasızca Atatürke saldırdığı bir dönem.Eve geldiğimde dinine bağlı beş vait namazını kılan anadolunun sade insanının Atatürk hakkında o zamanlar ne düşündünü merak ettim ve hazır selvinazabam yanımda bir sorayım dedim. Aldığım cevap gerçekten muhteşemdi. ----yavrum o bizim babamızdı! Onun öldüğünün haberi bizim köye öldükten bir hafta sonra geldi.
Bizim hepimiz babamızı kaybetmiş kadar üzüldük.Haber gelir gelmez herkes karalar giydi. Tam kırkgün yas tuttuk bu kır gün içerisinde değil gülmek eğlenmek ıslık çalmak dahi yasktı.Ninelerimiz işte Atatürkü bu kadar çok seviyorlardı.Allah bütün geçmişlerimize rahmet etsin yattığı yeri cennet kılsın inşallah